Bilişim Avukatı

Hukuki Destek İçin >> Avukata Sor <<

Bilişim hukuku bilişim teknolojilerin son yıllardaki gelişimine paralel olarak hukuk dünyasında da bağımsız bir hukuk disiplini olma yolunda önemli bir yol kat etmiş bulunmaktadır. Kamu hukuku, ceza hukuku, ticaret hukuku, tüketici hukuku gibi çok çeşitli boyutları olan çok disiplinli bir alan olan bilişim hukuku alanında uzmanlaşan bilişim avukatı sayısı da günden güne artmaktadır.

av. fehmi ünsal özmestik
Av. F. Ünsal Özmestik

Bilişim Avukatı Kimdir ?

Her hukuk dalında olduğu gibi bilişim hukuku alanında da bu alanın kendine has bir teknik alt yapısı bulunmaktadır. Ancak konu bilişim olduğu zaman diğer hukuk disiplinlerine nazaran işin içerisine daha çok teknik bilgi dahil olmaktadır. Bilişim teknolojilerinin çeşitlenmesi ve gelişmesiyle birlikte bilişimle ilgili uyuşmazlık sayısı da artmıştır. Bilişim teknolojileri aracılığı ile gerçekleşen hukuki uyuşmazlıklar ister istemez bu alanda çalışan avukatları da bilişimin dilinden anlamaya veya bilişim sektöründeki insanlarla ortak dil oluşturabilme ihtiyacına yönlendirmektedir.

İşte bu noktada bilişim avukatı kendisini bilişim aracılığı ile işlenen uyuşmazlıklar bakımından geliştirmiş, bilişim sektörünün dilinden ve ihtiyaçlarından anlayan, gerektiğinden bilişim alanında çalışan teknisyenlerle, bilişim güvenliği uzmanlarıyla koordineli çalışabilen, iş yükünün çoğunluğu bilişim davalarından oluşan ve bu alanda bilgi ve tecrübe biriktirmiş avukattır diyebiliriz.

Çok Yönlü Bir Hukuk Disiplini

Az yukarıda da değindiğimiz gibi bilişim hukuku pek çok hukuk dalı ve çeşitli sektörlerle etkileşim halinde olan genç bir hukuk disiplinidir. Bilişim hukuku alanında çalışan hukukçu her şeyden önce bilişim güvenliği uzmanları, mühendisler ve bilişim alanında faaliyet gösteren teknisyenlerle yakın iletişim halinde olması gerekir çünkü bilişim teknik boyutu hukuki anlamda da bilişim sektörü profesyonellerinden yardım almayı gerektirmektedir.

Bilişim hukuku, bilişim suçları bağlamında ceza hukukunun bir alt dallı gibi de görülebilir. Türk Ceza Kanunu başta olmak üzere çeşitli yasal düzenlemelerde yer alan bilişim suçları bilişim hukukunun konusunu teşkil etmekte ve bilişim hukukçularının faaliyet alanı içerisinde yer almakla birlikte aslında tüm bunlar ceza hukuku disiplini içerisinde yer almakta ve ceza hukukunun ve ceza yargılamasının kuralları içerisinde ele alınmakta ve çözülmektedirler.

Bunun yanında Bilişim hukukunun ticaret hukuku ile de yakından ilişkisi bulunmaktadır. Bilişim ve internet teknolojileri alanında gerçekleşen yeni girişimlerin ticaret hukuku anlamında bir hukuki yardıma ihtiyaçları bulunmaktadır. Örneğin e-ticaret sektöründe faaliyet gösterecek olan yeni girişimler mutlaka yola hukuki destek alarak çıkmaları gerekmektedir. Bu noktada bilişim hukukçuları devreye girmekte ve internet girişimlerine ve diğer bilişim alanındaki yeni girişimlere danışmanlık etmektedirler.

Ayrıca tüketici hukuku da bilişim hukuku bakımından önemli bir yan hukuk dalıdır. Az önce bahsettiğimiz üzere bilişim ve internet sektöründe faaliyet gösterecek yeni girişimler ortaya bir ürün veya hizmet koyacak ve bunu son kullanıcıya arz edeceklerinden, son kullanıcı ile aralarındaki hukuki iletişim, sözleşmesel ilişki, çıkacak uyuşmazlıklar hep tüketici hukuku kapsamında değerlendirilmesi gereken konular olacaktır ve bilişim hukukukçusu bu konularda da hukuki destek sağlayacaktır.

Fikri mülkiyet hukuku olarak da adlandırılan bir yönüyle marka, patent düzenlemelerini içeren sınai mülkiyet hukuku ve diğer bir yönüyle de telif haklarını konu alan telif hukuku ile bilişim hukuku yine yakın etkileşim halinde olan dallardır. Bilişim alanında gerçekleştirilecek yeniliklerin koruma altına alınması noktasında patent başvuruları ve diğer idari ve yargısal başvurular bakımından ve yine ortaya konan ürünün markalaşması sürecinde ve telif anlamında yasal haklarının korunması anlamında bilişim avukatı hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti verecektir.

Bilişim Suçları Nelerdir ?

Bilişim hukukçusunun en büyük faaliyet alanını bilişim suçları oluşturur. Bu suçlar Türk Ceza Kanunu’nun muhtelif maddelerinde düzenlenmekle birlikte aslında diğer suç tipleri gibi Türk Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku’nun konusunu teşkil etmektedirler. Diğer suçlardan farklı olarak bu suçların bilişim suçları olarak adlandırılmasının ve bilişim hukukunun konusunu teşkil etmesinin en önemli sebebi bu suç tiplerinin bilişim yönünün ağır basmasıdır.

Türk Ceza Kanun’da düzenlenen 243. madde bilişim sistemine girme suçu, 244. madde sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu, 245. madde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu, 142. madde bilişim sisteminin kullanılması yoluyla işlenen hırsızlık suçu,  158. madde bilişim sisteminin kullanılması yoluyla işlenen dolandırıcılık suçu, 135. madde kişisel verilen kaydedilmesi suçu, 136. madde Kişisel Verileri Verme veya Ele Geçirme Suçu, 138. madde verilerin yok edilmemesi suçu bilişim suçlarına örneklerdir.

Esasen bu sayılanların dışında bir haberleşme aracı veya bilişim ürünü aracılığı ile işlenen hakaret, haberleşmenin gizliliğini ihlal, müstehcenlik, cinsel taciz, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal gibi suç tiplerini de biz bilişim hukuku kapsamında değerlendirebiliriz. Bu gün sosyal medya hayatımızın çok önemli bir parçası haline gelmiş bulunmaktadır. Pek çok insan gününün önemli bir süresini sosyal medyada geçirmekte hal böyleyken hukuki uyuşmazlıkların ve suç teşkil eden eylemlerin bir kısmı da sosyal medya aracılığı ile meydana gelmektedir. Tüm bu gelişmeler bilişim hukukunun ve bilişim hukukçularının da önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

İyi Bir Bilişim Hukukçusu

Bilişim hukukçusunun alanında uzman ve yetkin olduğu gerçekleştirdiği hukuki faaliyetlere bakılarak anlaşılabilir. Bilişim alanı çok teknik bir alan olduğundan gerçekten de bu alanda uzmanlaşmak isteyen bir hukuk disiplinidir. Bir kişinin kendisine gerçek anlamda bir bilişim avukatı diyebilmesi için öncelikle bilişim sektörünün dilinden anlıyor olması gerekmektedir. Bunun yanında bilişim sektöründe faaliyet gösteren diğer meslek dallarıyla da yakın irtibat halinde olması önemlidir.

Bir vatandaş olarak karşınızdaki avukatın iyi bir bilişim hukukçusu olup olmadığını ve bu alandaki yetkinliğini sorgulayabilirsiniz. Avukatın katıldığı seminerler, bilişim alnında aldığı kurslar, eğitimler, gerçekleştirdiği konuşmalar, sunumlar, varsa bu alandaki akademik kariyeri, daha önce takip etmiş olduğu bilişim davaları, bu davalarda almış olduğu neticeler o avukatın bilişim alanında ne kadar yetkin olduğunu veya olmadığını ortaya koyacaktır.

Ağılıklı Çalışma Alanlarımız:

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Uygulaması

Kişisel verilerin korunması uzun yıllardır ülkenin gündeminde olan bir konuyken ve taslak halinde uzun süre kanunlaşması beklenirken 2016 yılında kanunlaşarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarih itibariyle kişilerin verilerinin işlenmesi kanuni teminat ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile kanuni teminat altına alınmış ve kanunla kurulan Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun denetimine tabi tutulmuş bulunmaktadır.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Kişisel verinin ne olduğu, ne şekilde kaydedileceği, ne şekilde silineceği, denetimin hangi kurumlarca yapılacağı gibi hususların düzenlendiği 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 24 mart 2016 tarihinde kabul edilmiş 7 Nisan 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Kanun Resmi Gazete’de yayımlanma tarihinde yürürlüğe girmiş, 8,9,11,13,14,15,16,17 ve 18. maddeleri yayımı tarihinden 7 ay sonra yürürlüğe girmiştir. Ayrıca Kanun’un Geçici 1. Maddesinde çok önemli yürürlük düzenlemeleri yer almaktadır.

Geçici 1. Maddeye göre Kanun’un yayım tarihinden önce toplanan kişisel verilerin yayım tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde yani en geç 7 Nisan 2018 tarihinde bu kanuna uyumlu hale getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Eğer kişisel verilerin kanunun yayımı tarihinden önceki hukuki standartlara göre hukuka uygun şekilde alınmış olması ihtimalinde ise kişisel veri sahibinin 1 yıl içerisinde yani 7 Nisan 2017 tarihine kadar aksine bir beyanı olmadığı durumda kişisel verinin bu kanuna da uygun olduğu kabul edileceği düzenlenmiştir.

Firmalar bu düzenlemeleri aslında çok yanlış anlayıp Nisan ayının ilk haftasında telefonlarımızı kişisel verileri hakkında onay vermemiz konusunda sms yağmuruna tutmuş olsalar aslında metinden buna pek de gerek olmadığı anlaşılmaktadır.Geçici 1. maddeyi özetlersek:
Kişisel veri 7 Nisan 2016’dan önce hukuka aykırı olarak kaydedildiyse 2 yıl içerisinde açık rıza almak gerekir.
Kişisel veri 7 Nisan 2016’dan önce hukuka uygun olarak kaydedildiyse 1 yıl içerisinde veri sahibinin sessiz kalması halinde veri hukuka uygun kabul edilir.

Kişisel Veri Nedir ?

Kişisel veri, kanunda gerçek kişiye ait her türlü bilgi olarak son derece kapsayıcı bir şekilde tanımlanmış olan veriler bütünüdür. Kanun’un 3. maddesinde yer alan bu tanıma göre bir gerçek kişiye, yani bir şahsa ait ad-soyad telefon bilgisinden, saç rengine, hastalıklarına, kullandığı ilaçlara, kişisel tercihlerine, tuttuğu takıma kadar her türlü veri kişisel veri tanımı içerisinde yer almaktadır.

Günlük hatta pek çok vasıtayla kişisel verilerimiz kayıt altına alınmaktadır. Örneğin pasolig uygulaması ile tuttuğumuz takım kayıt altına alınmakta, eczaneden ilaç alırken kullandığımız ilaçlar, hastaneye gittiğimizde geçirdiğimiz rahatsızlıklar, internete girip arama yaptığımız arama geçmişimiz hep kayıt altına alınan kişisel verilerimiz arasındadır.

Kişisel Verilerin İşlenmesi Kuralları

Kanunun 4, 5 ve 6. maddelerinde kişisel verilerin işlenme şartları düzenlenmiş bulunmaktadır. Kanunu 4. maddesinde genel ilkeler ele alınmış bulunmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesi bakımından genel ilkeler şunlardır: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.
b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.
c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.
ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.
d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme

Kanun’un 5. maddesi ise açık rıza alınmasının kural olduğu ancak açık rıza alınmasının gerekmediği istisnai haller ele alınmıştır. Buna göre kural olarak kişisel verinin kaydedilmesi ancak kişinin açık rıza vermesi ile mümkündür. Yalnız kanunen aşağıdaki şartların varlığı halinde açık rıza olmasa da kişisel veriler kaydedilebilir: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi.
b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması.
c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması.
ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması.
d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması.
e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması.
f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.

Kanunun 6. maddesinde ise özel nitelikli kişisel veri kavramı düzenlenmiş bulunmaktadır. Özel nitelikli kişisel veriler bakımından koruma derecesi diğer kişisel verilere göre bir derece daha arttırılmış bulunmaktadır.Özel nitelikli kişisel veriler nelerdir ? Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.

Kural olarak kişisel veriler açık rıza olmaksızın işlenemez, kaydedilemez. Ancak aynı maddenin 3. maddesinde özel nitelikli kişisel veriler bakımından da bir takım istisnalar düzenlenmiştir: Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir

Kişisel verileri işlemeden önce mutlaka uzman bilişim avukatı tarafından hukuki danışmanlık almanızı tavsiye ederiz.

1
Yorum Yap veya Soru Sor !

1 Yorum sayısı
0 Yorum cevapları
1 Takipçiler
 
En çok tepki verilen
En yeni yorum dizisi
1 Yorum sahipleri
  Bildirimleri Aç!  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Ayşegül

Bize ait özel videolar başkası tarafından yayınlandığında hukuki işlemle yayınlanan yerden silinebileceği söyleniyor, peki videonun tanımadığımız kişi tarafından tekrar tekrar yayınlamasının yada başka birine yollayıp yolladığı kişinin tekrar internette veya sosyal medyada paylaşmasının önüne nasıl geçilecek

Şehir
Mersin
× Whatsapp'tan Yaz!