Göğüs Büyütme Operasyonu ve Hekimin Sonuç Taahhüdü

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2018/3043 E. , 2018/2820 K. sayılı ilamında davacı yan davalı hekime göğüs büyütme, göz kapağı ve alnın doldurulması operasyonlarını yaptırdığını, ancak ilk ameliyat neticesinde sol göğsünde aşırı şişlik, göğüs uçlarında sarkma, aşağı doğru eğilim, yüzüne yapılan dolgu nedeniyle aşırı şişlik ve yüzünün tanınmaz hale gelmesi şikayetlerinin bulunduğunu, aynı hekime şikayetlerinin giderilmesi için ikinci ameliyatı yaptırması gerektiğini ancak sorunlarının giderilmediğini, göğüsleri arasında 4-5 parmak boşluk boşluk kaldığını, koltuk altına yeni kesiler açıldığını, bu kesilerin yanlış yerden açılması nedeniyle silikonların koltuk altına denk geldiğini ve yana dönüp uyumasının mümkün olmadığını beyan ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

Mahkemece alınan Adli Tıp raporunda “her iki meme altında yaklaşık 5 cm’lik yara nedbe izlerinin meme büyütme yara insizasyonlarına bağlı olduğunun anlaşıldığı, her iki meme arasındaki hafif asimetrinin meme büyütme operasyonu sonrası beklenen bir komplikasyonu olduğu ve her iki memede yana kaymanın da protezin yer değiştirmesine bağlı her türlü özene rağmen oluşabilen, herhangi bir tıbbi ihmâl ve kusura izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirildiği, söz konusu durumun sekonder müdahalelerle düzeltilebileceği cihetle davalı hekime atfı kabil bir kusur tespit edilemediği” şeklinde tespitler yer almış, mahkemece itiraz üzerine ayrıca öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi raporu alınmış, alınan ikinci raporda da adli tıp raporu ile aynı doğrultuda görüş bildirilmiştir.

Yargıtay raporunda yapılan temyiz incelemesi neticesinde estetik operasyonların eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve eser sözleşmesinin bir sonucu olarak hekimin sonuç taahhüdü bulunduğu vurgulandıktan sonra 1. operasyon öncesi aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, kayıtların tam tutulmadığı, eser sözleşmesi gereği sonuç taahhüdüne uygun hareket edilmediği, komplikasyon aydınlatmasının ve komplikasyon yönetiminin de yetersiz olduğu ayrıca adli tıp raporunun yeterince gerekçe içermediği, alınan ikinci raporun da ilk raporun tekrarı mahiyetinde olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

Daire bozma ilamında, mahkemece yapılacak iş davalı hekimin kusurlu olduğu gözetilerek davacının istek kalemleri değerlendirilerek eserin kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olmamakla birlikte adli tıp raporunda belirtilen müdahalelerin neler olduğu ve nne tür ameliyatlarla ve ne miktarda giderilebileceği konusunda rapor alınıp, davacının gelir kaybı ve manevi tazminatla ilgili istek kalemleri de değerlendirilip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir denilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

× Whatsapp'tan Yaz!