Meme Küçültme Operasyonu Sonrası Komplikasyon

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2018/2524 E. ve 2018/2644 K. sayılı ilamında davacı yan meme küçültme operasyonu neticesinde uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Temyizen incelemeyi yapan Daire aşağıdaki şekilde hükmü bozmuştur.

Davacı yan davalı hastanede meme küçültme ameliyatı olduğunu ancak operasyon sonrası meme başında renk değişimi, koku meydana geldiğini, yapılan kontrollerde meme ucunda kan dolaşımının olmadığının ve çürüdüğünün tespit edildiği ve alınmak zorunda kalındığını. Meme içine de müdahale edilmek zorunda kalındığından küçülme meydana geldiğini, yeniden parça alınarak zemin oluşturulduğunu, bu kez de meme zeminin renk değişimi için totonaj işlemi yapılması gerektiğini bu işlemin geçici olup, 5-7 yıllık aralıklarla tekrarlanması gerektiğini, hatalı ameliyat nedeniyle 2007 yılında başlayan tedavisinin halen devam etmekte olduğunu bu nedenle uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

Alınan adli tıp raporunda “meme küçültme operasyonladrından sonra meydana gelen meme ucu nekrozunun bu ameliyatın beklenir bir komplikasyonu olduğu, bunun sebebinin kişinin bünyesel faktörleri, sigara kullanımı, olması gerekenden daha dar sütyen kullanımı gibi bir çok faktöre bağlı olabileceği, bunlardan birinin tek başına etkisinin olup olmayacağının ayırımının yapılamayacağını ve nekroze meme ucunun yerine tatuaj yapılabileceği ve her tatuaj gibi bunun da belli sürelerle yenilenmeye ihtiyaç duyabileceği gözönüne alındığında davalı doktor ve hastaneye atfı kabil kusur bulunmadığı” belirtilmiş ve mahkemece rapor doğrultusunda dava reddedilmiştir.

Yargıtay kararında, onam formunda komplikasyon konusunda detay bulunmadığı, ayrıca raporda komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığının da yeterince tartışılmadığı, ayrıca Avrupa Biyotıp Sözleşmesi’nin 4. maddesi gereği hekimin tıbbi standartlara uygun şekilde mesleğini icra etmesi gerektiği, bu standartların hastalığın teşhisi, tedavisi ve muayene sonrası kontrol süreçlerinde de geçerli olduğu, raporda hekimin faaliyetinin bu standartlara uygun olup olmadığının da açıklanmadığı gerekçesiyle raporun yetersiz olduğu vurgulanmış, mahkemece aralarında plastik ve estetik cerrahi, genel cerrahi ve enfeksiyon uzmanının da bulunduğu 3 kişilik akademik kariyere sahip bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğinden bahisle dosya bozulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

× Whatsapp'tan Yaz!