Meme Protezi ve Sonuç Taahhüdüne Aykırı İşlem

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2018/4621 E., 2018/4686 K. sayılı ve 26.11.2018 tarihli ilamına konu olayda davacı yan estetik operasyonu nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemenin ret kararına karşı davacı yan temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı 16 yaşından beri göğsünde fibroadenom (sıklıkla memede görülen iyi huylu tümör) bulunmasından dolayı davalı tarafından ameliyat edildiğini ancak ameliyat sonrası vücudunda morarma ve şişlikler, lenf bezlerinde şişme gibi sorunlar yaşadığını, çekilen ultrasonda göğsünde bir sızma olduğu bunun da kullanılan protezin vücuda uyumlu olmayan bir materyaldan yapılmasının sebep olduğunun anlaşıldığını, ilk operasyondan sonra iki operasyon daha olmak zorunda kaldığını beyanla yaşadıkları sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Davalı savunmasında davacı hastadan fibroadenomun operasyonla alınarak yerine protez konulması işleminin gerçekleştirildiğini, kullanılan protezin alanındaki en iyisi olduğunu, hasta bir buçuk yıl sonra muayeneye geldiğinde sağ ve sol memede kistler tespit edildiğini, protezin cilt altına değil, kas altına yerleştirildiğini, meydana gelen kistlerin protezin bulunduğu yer ile bağlantısının bulunmadığını, hastadan ultrason istenmesine rağmen bir daha gelmediğini ve başka yerlerde birden fazla ameliyat olduğunu beyanla kusurunun bulunmadığını savunmuştur.

Mahkemece iki farklı üniversiteden alınan bilirkişi raporlarında uygulanan yöntemin ve ortaya çıkan sonucun hatalı olmadığı, morarma ve ağrıların her ameliyat sonrası olabilecek komplikasyonlar olduğu, sonraki ameliyatlar sonrası oluşan istenmeyen sonuçların ilk ameliyata bağlı olarak hatalı uygulama şeklinde değerlendirilemeyeceği belirtilmiş mahkemece alınan raporlar doğrultusunda dava reddedilmiştir.

Yargıtay, yapılan estetik operasyonun sonucu itibariyle iş sahibi olan hasta yararına sonuç vermediği, birinci operasyon öncesi aydınlatma yükümlülüğünü yeterince yerine getirilmediği ve kayıtların tam tutulmadığı, eser sözleşmesi niteliği gereği yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirdiğinden söz edilemeyeceği, komplikasyon konusunda aydınlatmanın da yetersiz olduğu ve komplikasyon yönetiminin de yeterli olmadığı, yeterli gerekçe içermeyen raporlara göre karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir.

Mahkemece davacının istek kalemleri değerlendirilerek eserin kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olmamakla birlikte, raporda belirtilen müdahalelerin neler olduğu, ne tür ameliyatlarla ve ne miktarda giderilebileceği konusunda rapor alınıp, maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında uygun bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

× Whatsapp'tan Yaz!